Akan sır dokusuyla altı stoneware renginde kaplar

Renklerimizin Hikâyesi

Bir rengin hikâyesi, adının nereden geldiğiyle başlamıyor. Nereye oturduğuyla başlıyor.

Sofrada her rengin bir huyu var. Biri masaya girer girmez sözü alıyor, biri hep arkada duruyor, biri yokluğunda fark ediliyor. Yıllar içinde şunu öğrendik: insanlar renkleri beğendikleri için değil, kendilerine benzettikleri için seçiyor.

Altısını tek tek anlatalım.

Akan sır dokusuyla el yapımı stoneware kaplar
Sır fırında akıyor, kenarda inceliyor, dipte topluyor.

Dem Kırmızı

Sözü alan

Masaya koyduğun an masa ona göre kuruluyor. Bunu bağırarak yapmıyor; sadece orada durarak yapıyor. Gözün ilk gittiği yer o oluyor, sonra gerisi yerine oturuyor.

Kalabalık bir akşamda ortada durmayı seviyor. Ama iki kişilik sessiz bir yemekte de aynı şeyi yapıyor — masa küçülmüyor, toparlanıyor. Bir şeyi merkeze almak istediğinde ona veriyorsun.

Gonca Pembe

Yumuşatan

Yanına ne koyarsan onu yumuşatıyor. Sert bir kırmızının keskinliğini alıyor, soğuk bir mavinin mesafesini kapatıyor. Kendisi öne çıkmıyor ama etrafındakini değiştiriyor.

Sabah sofralarında iyi duruyor. Işık yumuşakken o da yumuşak; akşam mum ışığına düştüğünde ise koyulaşıyor, başka bir renge dönüşüyor. Aynı parça, günün iki saatinde iki ayrı şey.

Sıcak renkli stoneware kaplarda meyveli sunum
Sıcak taraf: Dem ve Gonca.

İnci Beyaz

Yer açan

Varlığından çok yokluğu fark ediliyor. Masada iki canlı renk yan yana geldiğinde araya bir şey girmesi gerekiyor — o giriyor.

Beyaz demek doğru değil aslında; ışığa göre griye, kreme, gümüşe kayıyor. Bu yüzden hiçbir rengin yanında yabancı durmuyor. İlk alınan renk genelde o oluyor, ve sonradan alınan her renk onun yanında deneniyor.

Sayfi Mavi

Mesafe koyan

Serin bir renk ve bunu saklamıyor. Sıcak renklerin karşısına geçtiğinde masa dengeye oturuyor; ikisi birbirini iteklemiyor, karşılıklı duruyorlar.

İçine ne koyarsan onu öne çıkarıyor. Yeşillik, meyve, sulu bir yemek — rengi Sayfi'nin içinde daha net görünüyor. Kendi güzelliğini göstermek yerine yemeğinkini gösteriyor.

Serin renkli stoneware kaplarda meyve sunumu
Serin taraf: Sayfi, Müdavim, Firuze.

Müdavim Yeşil

Hep orada olan

En az ses çıkaran renk. Fotoğrafta ilk göze çarpan o değil; ama dolabı açtığında en çok kullandığın parçanın o renkte olduğunu görüyorsun.

Bir yere sürekli gidenleri düşün. Kimse onları özel olarak anmıyor çünkü zaten hep oradalar. Müdavim de öyle: masayı kurmuyor, masada kalıyor.

Firuze Petrol Yeşili

Bir yere tam oturmayan

Mavi mi yeşil mi diye sorduran renk. Işığa göre ikisine de kayıyor, ikisinde de karar kılmıyor. Aramıza en son katıldı ve ilk günden beri kendi yerini kurdu.

Derinliği var. Tek başına konulduğunda sakin, Dem'in yanına konulduğunda gergin — iyi anlamda. Sofrasında bir şeyin dengeyi bozmasını isteyenler onu seçiyor.

Stoneware kapların çevresine dağılmış renk pigmentleri
Her renk, fırına girmeden önce başka bir şey.

Ve sonra elimizden çıkıyor

Buraya kadarı bizim tarafımız. Asıl ilginç kısmı sonra başlıyor.

Hiç kimse bizim kurduğumuz sofrayı kurmuyor. Firuze'yi kırmızının yanına koyan, İnci'yi hep ortada tutan, bir tek Gonca alıp yıllarca onunla yetinen sen oluyorsun. Bir rengin nereye oturduğuna en son biz karar veriyoruz.

Sofranda hangi renk hep aynı yerde duruyor?

Altı rengin tamamı ve hangi formda bulundukları: Renk Paleti

Bir arada nasıl kullanıldıkları: Renkli sofra nasıl kurulur?

Rengin fırında nasıl oluştuğu: Neden stoneware?